Susamam konuş o zaman!

Rap müziğin bu kadar popüler olmasının anlamı nedir? Çok fazla kelimeyi bir ezgiye yerleştirmenin ötesinde, bu müziğin tarihçesi, felsefesi, isyanı var. Buna bir itirazımız yok. Bir klibi sekiz buçuk milyon insan izliyor. Ve bunu facebook gibi alanlar bir cesaret olarak okuyorlar. Sekiz buçuk milyon insan sokaklarda mı? Hayır herkes bilgisayarının ve akıllı telefonlarının başında. Şarkıcılara para kazandırmak ve popüler olmasını sağlamak bu denli kolaymış. Bu açıdan da bakmaya çalışıyorum. Kimsenin kendinde özne olmaya, bireysel donanımla, örgütlü mücadeleye giriştiği yok. Herkes bilgisayarının başında. Son zamanlarda herkesin canı fazla yanıyor. Bunun salt ekonomi ile ilgisi yok. Kendi cehaletimizi çekiyoruz. Bireysel olmayı bile beceremeyen, salt kendilik ve bencillik sathından yürüyen aydın kişinin, kendi gizli faşizmini de unutmamak lazım. Her gün okuyor olmak onları çok farklı yapamayacak. Eleştirel düşünmek güzel de, bir yaraya dokunan aydın kişi olmak nasıl olurdu? İnsanlara çektiği acının biraz da kendinden kaynaklı olduğunu anlatmanın pedogijisini verebilmek iyi bir yöntem olabilirdi. Peki ne yapıyorlar? Kuşatılmışlığın ortasında tecrit birer nüve ve kendi için kıpırdanan küçük yaşam formlarına dönüşüyorlar. Sanal sayfalarda yayınlanan düz yazılar, imza günleri. Sonra, sonrası yine kendine odaklı bir yaşam formatı. Bu rap şarkıları dileyenler, bir müddet sonra bıkkınlık duyup vazgeçecekler. Şunu demeye çalışıyorum. Dinleyeni anlamanın, anlamlandırıp onlara uzanmanın bir metodiği yoksa, isyan da bir gün sıradanlaşır. Suskunluk ya da kakafonik bir ses yığınından öteye gitmez. Önemli olan bir şarkının popülerliği ya da o kişinin ne söylediğinden ziyade dinleyen neden dinledi soruna yanıt verebilecek donanımlı aydın kişiyi bulmak. Sosyolojik, politik arayış içinde bir kitle var onu duyumsayacak ve yönlendirecek bir güç var mı?

Bu müziği dinleyenler de bugünün mağdur ve mağrur insanları. Ama unutmayın mağduriyet hikayeleri bazen o kadar masum değildir. Baş örtüsünden mağdur olanlar bir araya gelince, bir şeyler dönüştü ve değişti. Belki kendilerince iyiye doğruydu ama şimdi denetlenmeyen, cüretkarlığını her geçen gün artıran kuran kursları ve tarikatlara kadar aldı yürüdü bu hikaye. Mağduriyetinden şans kurgulayanlar, nerede duracaklarını mı bilemedi? Hayır hiçte öyle değil. Onlar hacim kaplamanın, yaşamları kendiliklerine benzetmenin faşizan boyutuna ulaşmaya çalışıyorlar. Kültür olarak bu ülkenin yadsıdığı her şeyi normalleştirmeye de uğraşıyorlar. Mesela bu ülkede haremlik selamlık diye bir şey yoktu. Anadolu’da bile yoktu. Aynı tarlada imece usulü kadın erkek çalışırken, kimse kimseye yan gözle bakmazdı. Kadın erkek aynı sofrada, aynı pazarda, aynı bayram ve ören yerlerindeydi. Ama insan ilişkilerini bile baskılayan bu dönem çok acımasızca kamplaşmaya da sebep oluyor. İnsanların birbirilerini kolayca yaftaladığı bir hal alıyor ki, bu da başka türlü mağduriyet hikayelerine gebe kalmak anlamına geliyor. Taciz, tecavüzler, istismar bu kelimeler o kadar çok tekrarlanıyor ki, isyan ve itme duygusu bir zaman sonra alışma duygusuna evrilip, normalleşmeye doğru gider mi? İstismar. Pek çok mağduriyet ve isyan hikayesinin ardından peşi sıra gelen bir durum değil mi?

Bunları slogan yapıp şarkılaştırmak, siyasi bir çözüm müdür? Bu şarkıları dinleyenin beklentisine yanıt verecek ve bir karşılık görecekler mi? Bu şarkıları dinleyenler, bireysel donanım ihtiyacı duyacakta, harekete geçmesi gerektiğini anlayacakta, ülke de bir şeyler değişecekte. Bunları dinleyenlerin yaş ortalaması yapılabiliyor mu? Çocukluktan çıkamamış ergenliğe geçiş dönemi şarkılarına bel bağlayanları görmek, siyasi çıkışsızlığın bir özeti gibi. Bir insanın gelişimi yavaş, sancılı ve uzun zaman alıyor. Kapitalizmin gelişimi ise, hızlı ve saldırgan. Bu yüzden bu isyan şarkılarını biz daha çok duyarız. Susamam diyenler kim? Herkes korkunun son bulduğunu savına tutunmak istiyor. İşini hakkınca yapan, söyleyecek sözü olan susmasın. Yıllardır ne yazarlar sustu. Ne şairler, ne türküler, ne rock müzik. Metalika denilen müziğin de bir isyan dili vardı. Resim, heykel, duvar sanatı her şey susamam diyenlerin elinden çıktı. Bu isyan ne bu güne ait ne yarın değişecek. Her sanat kendi dilince konuşmaya devam ediyor. Bugün rap müzik popüler. Dün pop müzik popülerdi. Ve farkındaysanız, içi ne kadar boş sözlerle kaplıysa o kadar talep var. Asıl buna isyan etmek gerekiyor. Kalıcı isyan çığlık tablosu, kalıcı isyan bisiklet hırsızları filmi, kalıcı isyan sanatın tüm detay bilgisinden haberdar, donanımlı sanatçıların elinden çıkacaktır. Kalıcı isyan Gorki’nin Ana romanı, Zola’nın Gerçek romanı vs. Tüm bunları bilmeksizin salt popüler kültür empozesi bir alanın, tarihçesi ve felsefesi boşaltılmış rap müzikte dahil, derinliğini kaybetmiş, felsefeden soyutlanmış şiire, romantik komedi çerezin yanında iyi giden filmlere, velhasıl parlayıp sönenlere isyanım var. Uzun lafın kısası gerçekçi olun ve kapitalizm gibi bir gerçeklikle yüzleşen cesareti gösterin. Susamayanlar herkesin bildiğinden öte bir şey bilmiyorsa susmalı. Bilmekle onurlandığınız bir şeyin paylaşmak yükümlülüğünü duyuyorsanız da konuşun o zaman. Önce bilmenin yolunda gerçeği aramak şartıyla.

Yorum Yapın