Millet ittifakının son mitingi Manisa oldu!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Millet İttifakı olarak girdikleri 31 Mart yerel seçimleri öncesinde son ortak mitinglerini Manisa’nın Şehzadeler ilçesindeki Cumhuriyet Meydanı’nda yaptı. İki genel başkan meydandaki coşkulu kalabalığı selamlayarak seçimler için Millet İttifakı’nın adaylarına destek istedi.
İki liderin meydandaki vatandaşları selamlamasının ardından tüm meydan tek bir ağızdan İstiklal Marşı’nı okudu. Meydandaki ilk konuşmayı Millet İttifakı’nın İYİ Partili Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Orkun Şıktaşlı yaptı. Şıktaşlı konuşmasında kendi kendine yeten bir Manisa oluşturacaklarını söyledi.
Projelerinden de bahseden Şıktaşlı, yapacakları en önemli işin kooperatifleşmeyi yaygın hale getireceklerini belirtti.
Şıktaşlı, 31 Mart akşamı seçimi kazandıklarında Manisa’da hak, hukuk ve adalet olacağına söz verdi.
Orkun Şıktaşlı’nın ardından vatandaşa seslenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bizi yani Millet İttifakı’nı Cumhur İttifakı’ndan ayıran temel bir fark var. Orkun Şıktaşlı’yı dinlediniz, güzel örnekler verdi. Kırsalda yaşayan köyde yaşayan insanların daha iyi bir hayat yaşaması için neler yapacağını anlattı. Onlarda şöyle bir şey var. Belediye başkanı konuşamaz, projelerini anlatamaz bir kişi konuşur. Merak ettiğim şu? Manisa’yı Manisa’dan mı Ankara’dan mı yöneteceksiniz, İzmir’i İzmir’den mi Ankara’dan mı yöneteceksiniz? İstanbul’u İstanbul’dan mı Ankara’dan mı yöneteceksiniz? Adı üstünde yerel seçim. Adı üstünde belediye başkanı gelecek sizlere hizmet edecek. Bizde Belediye başkanı çıkıyor düşüncelerini aktarıyor. Aramızda öyle bir fark var.” dedi.
Konuşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirerek devam eden Kılıçdaroğlu, “Geçen gün sarayda oturan beyefendi konuştu.
Ekonomiden sorumlu benim diyor. Yerel yöneticilerin yapacağı bir şey yok diyor. Usulen bir belediye başkanı olacak, ekonomiden de ben sorumluyum diyor. Böyle bir anlayışa hangi vatandaş evet diyecek. Belediyenin bütçesi, imkanları var. Belediye nereye hizmet edecek. Kırsala da köye de. Ağaçlar yurt dışından, çiçekler, samanlar hemen hemen her şey yurt dışından ithal ediliyor. Bizim belediye başkanımız da diyor ki kurun bir kooperatif her şeyi sizden alacağım diyor. Ne demektir bu. Sarayda oturan şöyle diyor. Türkiye ekonomisini belediye başkanları düzeltebilir mi diyor. Türkiye ekonomisini ne hale getirdiğini çok iyi biliyorum. Bu ülkedeki çocukların yatağa aç girdiğini biliyorum. Saraya yakın herkesin çocuklarının işi var ama garibanın çocuğunun işi yok. Çok önemli adımlar atacağız, diyor 17 yıldır atılmayan adımları atacak. 17 milyar dolarlık en büyük yatırımı Tank Palet’i Katar’a peşkeş çekerken bunları düşündün mü?” şeklinde konuştu.
Türkiye’de artık iki ayrı sınıf olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, bu sınıflardan birinin sosyete saray sınıfı diğerinin de onun çevresindeki vatandaşlar olduğunu dile getirdi. Sosyete saray sınıfında her şeyin yolunda olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, “İkinci sınıfta ise işsizlik var,yoksulluk var, anne işsiz, aba işsiz, evlat işsiz. Her türlü masraf var, mutfakta yangın var. Ben mutfakta yangın var dedikçe isyan ediyor, ’Bay Kemal yine konuşuyor’ diyor. Bay Kemal konuşacak tabi ağzına fermuar mı çeksin. Vatandaşın derdini kim dile getirecek. Bay Kemal olmak için önce dürüst adam olacaksın, oğlunu bedelli asker göndermeyeceksin, Ertuğrul Gazi Türbesi’ni kaçırmayacaksın, kul hakkı yemeyeceksin, sabahın köründe oğluna telefon açıp oğlum paraları sıfırladın mı demeyeceksin. Biz bunları söyleyeceğiz. Taki bu ülkede huzur sağlanana kadar. Biz ne istiyoruz, adalet istiyoruz, esnaf kazansın istiyoruz, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin istiyoruz, hiçbir evde huzursuzluk olmasın diyoruz. Orkun Başkanımız ne dedi; ’Hak hukuk ve adaleti sağlayacağız.’ Bu lafın önemli bir yanı var. İhaleleri yapacağım herkes görecek dedi.
Bir belediye başkanı sizin paralarınızı harcayacak, bunun hesabını size verecek. Başkanımız ne diyor hesabını vereceğim diyor. Hesabını veren kişi saygındır, halka saygı duyan kişidir, kul hakkı yemeyen kişidir. O yüzden biz Orkun Başkana sonuna kadar güveniyoruz. Onu 1 Nisan’da Büyükşehir koltuğuna oturtacaksınız sonra Sayın Genel başkanımızla gidip bir çayını içeceğiz.” dedi.

“İki elim yakanızda olacak”
AK Parti’ye oy veren vatandaşlara da seslenen Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “17 yıl geçti. AK Parti’ye oy veren vatandaşlara seslenmek istiyorum. 17 yıl omuzlarınızda taşıdınız. Dediler ki tek başına iktidar olmak lazım yoksa ülkeyi yönetemiyoruz. Tek başına iktidar oldular. Hiçbir bahaneleri yok. Ne istedilerse oldular. Başbakanım, Cumhurbaşkanı olmak istiyorum dedi o da oldu. Cumhurbaşkanı oldu başbakan kalksın dedi o da oldu. Ben Cumhurbaşkanı olayım bakın memleket nasıl uçacak dedi evet oldu memleket yokuş aşağıya uçuyor. 17 yıl ne istedilerse yaptınız. Sizlerden 2 trilyondan fazla vergi topladılar. Vatandaşı da borca soktular. soru şu AK Partililerin sorması gereken şu; ne istediyseniz yaptık, 17 yıl sonunda neden beni soğan kuyruğuna muhtaç ettin diye sor kardeşim ondan sonra oy kullan. Senin çocuğun işsiz, biliyorum onlar sarayda keyif çatıyor. Bir kibir abidesi var orada, herkesi aşağılayan, emeklilikte yaşa takılanlar var. Ne dedi, onları türedi dedi.
Bir ülkenin yöneticisi vatandaşına ’türedi’ der mi ya, eğer bunlara rağmen gidip oy verirseniz iki elim yakanızda olacak.”
Ülkücülere de seslendi
“Milliyetçi kardeşlerime sesleniyorum.” diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle tamamladı: “Bizim 6 okumuzdan biri milliyetçilik. Milliyetçilik ülkesindeki insanlar arasında ayrım yapmamaktır, milliyetçilik bu ülkenin taşına toprağına canın feda etmektir, milliyetçilik Trump telefon açtığında papazı bırakmak demek değildir. Milliyetçilik kendi silah fabrikasını yabancı ülkelere satmak milliyetçilik değil. Sadece Sakarya’daki Tank Palet Fabrikası 20 milyar dolar. Bunu Katar Ordusuna peşkeş çekiyorsunuz. Bütün ülkücülere sesleniyorum. Dünyada hangi ülke var ki kendi silah fabrikasının yarısını yabancı bir orduya peşkeş çeksin. Bir fabrikanın yabancı orduya peşkeş çekilmesiyle beka sorunu ortaya çıkar. Beni üzen kendine milliyetçi diyen kişinin bir şey dememesidir. Milliyetçi bir dakika der, sen bu fabrikayı Katar ordusuna nasıl peşkeş çekersin der. Kendini milliyetçi sayan kardeşlerimizin de bunu bir düşünmesi lazım. Sordum defalarca şu cevabı verdi saraydaki zat. Bu fabrikayı modernize etmek gerekiyordu 50 milyon dolar gerekiyordu bulamadık. Ne demek kardeşim Suriyelilere buluyorsun da bu fabrika için bulamadın mı? Ona dedim ki Katar sözleşmesini iptal et, 50 milyon doları bulmazsam siyaseti bırakırım. Bu millet bir haftada bulur o parayı. Kaça verdiklerini de söyleyemiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir cumhurbaşkanı başka bir devletin verdiği bedava uçağa binmez. Beyefendinin 13 uçağı var. Birini sat verirsin o parayı zaten. Söyledim bir daha söylüyorum. Sandığa giderken düşüneceğiz ülkemizin geleceği için. Kimsenin kimliğinden, yaşam tarzından sorgulanmadığı, her evde bereketin huzurun oluğu bir Türkiye istiyorum.”
Kılıçdaroğlu’nun ardından kürsüye İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener çıktı.

Ç

antasıyla çıkan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener “Bana, PKK’lı dediler. İçişleri Bakanı Kandil’le sözleşme imzaladığımı söyledi. Bunlara o kadar üzülmedim. Ancak Erdoğan bizzat 29 belediye meclis üyemizin PKK’lı olduğunu bir gazeteye isimleriyle ilan etti. Dün Bursa’da Muş doğumlu askerliğini yapmış, PKK ile mücadele edip Kocaeli’ne yerleşip Abdullah Uçar çıktı ve ‘Ben Kürdüm, PKK’lı değilim. PKK ile mücadele ettiğimi herkes biliyor’ dedi. Bu 29 isim içinde iki arkadaşımızın şehit akrabaları var. Zannettiler ki korkacağız. Zannettiler ki şehit yakınlarını ortada bırakacağız. Üzerimize gelinmesin diye bu kardeşlerimize sırtımızı döneceğimizi sandılar. Bizi hiç tanımamışlar. Ayıptır be ayıptır. Bir Cumhurbaşkanı meydanlarda bunları söyleyemez. Ama Manisa halkı 31 Mart’ta o kulağı çekecek. Biliyorum bu çantayı merak ediyorsunuz. Bu çanta, dün akşam TV kanallarında ondan önce mitinglerde Erdoğan’ın, ‘1 Nisan’da Akşener’i tutuklattıracağım’ demesinin bir cevabıdır. Bu çanta Yassıada’ya giderken Menderes’in elindeydi. Bu çanta rahmetli Demirel’in, Başbuğumuz Alpaslan Türkeş’in, Bülent Ecevit’in elindeydi. Pınarhisar’a giderken Erdoğan’ın da elindeydi. O elinde çantayla Pınarhisar’a giderken boyun eğmeyeceğini söyleyen Erdoğan çantayı benim elime verdi elhamdülillah. Bu ülkede her zaman muktedirler zalim olmuştur. Ancak her zaman bu çantanın sahipleri her zaman demokrasiyi savunup her bedeli ödemişlerdir. Erdoğan bu çantayı elime vermişse, aziz milletim için hapse başım gözüm üstüne giderim. 1 Nisan’ı beklemeye gerek yok. İşte Manisa’dayım. Gel beni al da görelim bakalım. Demokrasi için hak, hukuk adalet için gideceksem eğer şerefle ve onurla bu bedeli öderim. Bu çantayla darağacına gidenlerin hürmetine gerekirse ölüme bile giderim. Bütün bunlar ekonomiyi konuşturmamak için oluyor” dedi

Yorum Yapın